"Üç divit ucuyken biz, kendimizi tek hokkada mürekkep arar bulduk..."

7/11/2005 - Yunus Emre

YUNUS’UN DÜŞÜNCE DÜNYASI:

Yunus Emre yalnızca Tasavvufla, dinle ilgili konularda, genellikle coşkun, zaman zaman da öğretici şiirler yazmıştır. Konuları bu çerçevenin dışına pek çıkmaz. Ama soyut bir dünya kurarak değil de, yaşadığı somut dünyanın çağrışımlarıyla yazdığı için, şiirleri aydınlık, sıcak, daha önemlisi, çağımızın insanına, öbür dünya özlemiyle yanmayan, Tanrı’ya kavuşmak gibi bir sorunu bulunmayan çağdaş insanlara da cana yakın gelen, şaşırtıcı bir gözlem gücüyle yüklü şiirlerdir. Dinsel konularda yazıp böylesine yaşamın içinde kalabilen, aydınlık olabilen başka şair yoktur sanırız. Bunda bağnazlığa karşı Tasavvufun getirdiği hoşgörünün, bağışlama, sevgi gücünün büyük etkisi bulunduğu bir gerçektir.

 

 YAPITLARI:

Yunus Emre’nin iki yapıtı vardır:

1. Risâlet-ün Nushiyye (Öğütler Kitapçığı): Mesnevi biçiminde, aruz ölçüsüyle yazılmış olan bu şiir 573 beyittir. Başta 13 beyitlik bir başlangıçtan sonra, kısa bir düzyazı vardır. Ardından destanlar gelir: Ruh ve Nefis, Kanaat, Boşu yani Gazab, Sabır, haset, Cimrilik, Akıl. Bu destanların aruz ölçüsüyle yazılmadığını, “mefâilün mefâilün feûlün” ölçüsüne uyuyorsa da, her dizede birkaç uzatma yapmak gerektiğini, hecenin 6+5=11 ölçüsüyle yazılmış olmasının daha akla yakın göründüğünü söyleyenler de vardır. Öğretici, öğüt verici bir yapıt oluşu, çağımızda geçerliği bulunmayan görüşleri savunması yüzünden uzmanlardan başkasının pek ilgisini çekmemiş bulunan bu şiirin sonlarındaki “Söze tarih yedi yüz yediydi” dizesinden hicrî 707’de, yani miladî 1307 ya da 1308’de yazıldığı anlaşılıyor. Abdülbâki Gölpınarlı bu şiiri, derlediği Yunus Emre Divanı’nın başına koymuştur.

2. Divan : Yunus’un sağlığında düzenlenen divanı bulunamamıştır. Eldeki divanlar çeşitli yazmalardan şiirlerin derlenip bir araya getirilmesiyle düzenlenmiştir. 1904’de birinci, 1924’de ikinci basımları yapılan Divan-ı Âşık Yunus Emre'den sonra, 1933-34 yıllarında Burhan Toprak Yunus Emre Divanı’nı üç cilt olarak yayımladı, 1943’de iki cilt olarak ikinci basımını yaptırdı. Gene 1943’de bilimsel bir çalışmaya dayanan ilk Yunus Emre Divanı’nı Abdülbâki Gölpınarlı yayımladı.

 

BU KİTAP:

Memet Fuat burada, kitap hakkında açıklama yazısı yaptıktan sonra hangi derlemelerden yararlandığını ekliyor.

 

Uzmanlar halkımızın Yunus’un şiirlerini sürekli olarak yaşayan dile dönüştürdüğünü, dil değiştikçe, ölçü ya da uyak zorlamasıyla değiştirilemeyenler dışında, sözcüklerin hep günün konuşma diline uydurulduğunu söylüyorlar. Tekkelerde de Yunus’un şiirleri yaşayan dille, günün konuşma diliyle okunurmuş. XIII. Yüzyıldaki Oğuz lehçesini bilimsel bir yanılmazlıkla saptamak olanağı da zaten yok. Bu bakımdan, uzmanlar, Yunus’un şiirlerini yazarken, ışk yerine aşk; degül (ya da değül) yerine değil; yatur yerine yatar; yürüyenin yerine yürüyeyim; benven yerine benim demekten çekinmiyorlar.

Gene, örnekse, Gölpınarlı Divan’da:

 

İlâhi bir ışk vir bana, kandaluğım bilmeyeyin

Yavı kılayın ben beni isteyüben bulmayayın

 

Diye yazdığı bir beyiti, öğrenciler için derlediği seçmeler kitabına şöyle alabiliyor:

 

İlâhi, bir aşk ver bana,nerdeyim hiç bilmeyeyim

Kaybedeyim de ben beni, istesem de bulmayayım.

 

Böylece Yunus Emre’nin kullandığı lehçeye daha yakın kalınmaya çalışıldı. Noktalama işaretleri de kullanılmadı, çünkü günümüzün okuru şiirde noktalama işareti arayan bir okur değil kanısındayız. Ayrıca, Yunus’un şiirleri, yaşadığı çağda kullanılmayan bu noktalama işaretleri olmadan da rahatça anlaşılıyor.

Çoğu şiirlerde dörtlük biçimi seçmemiz ise uzmanlar arasındaki tartışmada yan tuttuğumuzdan, bir savımız olduğundan sanılmasın. Yalnızca, “Halk şairi değildir, ama halkın şairidir” denilen Yunus’un böyle daha aydınlık, daha sıcak, daha halka yakın görüldüğüne inanıyoruz.

 _______________________________________

ekleyen: kurşunkalem

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-09-17 15:36:35 - Yunusu anlamak

Yazan: bilali
yunusu anlamak için. ölüm aklına geldiginde kendinden geçmektir.ALLAH cc. aklından çıkarmamak,ve ona kavuşmayı dilemektir.ALLAH cc her mügmine nasip etsin
Bağlantı

2007-03-26 22:51:04 - yunus emre

Yazan: eren
yunus nefsini nefesiyle nefis hale getırmiş şimdide bizimkini nefis hale getiriyor
Bağlantı

2007-03-17 18:34:32 - YUNUS EMRE NİN PEYGAMBER SEVGİSİ.

Yazan: MUAMMER BÜYÜKÖZ (YOZGAT)
ONUN PEYGAMBER EFENDİMİZE YAZDIĞI ŞİİRLERİ ÇOK AMA ÇOK GÜZEL.
Bağlantı

2007-03-17 18:31:04 - YUNUS EMRE NİN İNSAN SEVGİSİ

Yazan: MUAMMER BÜYÜKÖZ (YOZGAT)
YUNUS EMRE NİN İNSAN SEVGİSİNE HAYRANIM. YARADILANI HOŞ GÖR YARATANDAN ÖTÜRÜ.ALLAH ONDAN RAZI OLSUN.
Bağlantı

2007-03-16 18:28:18 - YUNUS EMRE

Yazan: SERDAR HAN
ilahilerini MUAMMER arkadaşımdan dinliyorum.çok beğeniyorum
Bağlantı

2007-03-16 18:24:42 - yunus emre

Yazan: muammer büyüköz
tasavvufu en yüksek yere taşımıştır.ilahileri çok ama çok güzel.onun ilahilerini okumak bir zevktir.ilahilerini okuyorum Allah ondan razı olsun
Bağlantı

2007-03-13 11:35:52 - Aşkın Zuhuru

Yazan: KANATİMCE
Alimler kitapdan Aşıklar hitabdan
Alimler satırdan Aşıklar sadırdan
Bir akım geldi geçti Aşkın membağından.
Adına Yunus dendi Aşk dendi Huu dendi.
Bağlantı

2006-12-09 15:59:49 - YUNUS EMRE

Yazan: LİSELİ YANLIZ KIZ
BEN YUNUS EMREN'İN GELECEĞİN BİR AYNASI OLDUĞUNU ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM
Bağlantı

2006-12-09 15:58:21 - YUNUS EMRE

Yazan: isimsiz
BEN YUNUS EMREN'İN GELECEĞİN BİR AYNASI OLDUĞUNU ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN OLDUĞUNU SÖYLÜYORUM
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Yüreğimizden sevda katarları geçer ve biz geceye bakarak umutsuzluğa düşmeyiz!

Biz Kimiz

En-Derin
Kurşunkalem
Krizalit Kristalin

Bağlantılar

Ana Sayfa
Arşiv
TDK

Arkadaşlarım

zeze
necatialbayrak
mutlulugunresmi
yansimalar
ates
tuluat
nymphia
asmakilit
ahha
milkboy
prens tenes
metebilge
yenilgi
selmaerdeviren
erdemselvi
joecole
turkiyem
edebsart
edessa